KAZA VE KADERİN İNSAN FİİLİNDE TEFSİRİ

KAZA VE KADERİN İNSAN FİİLİNDE TEFSİRİ

İnsanların fiilleri iki surette Allahın kaza ve kadere Şamil olur. Bunlar kulli ve genel suret ile cüz’i suretlerden ibarettir. Birinci şık’dan maksat dünyaya ve insanın fiillerine hakim olan yaratılışın kanunlarıdır ki, her insan bu kanunlara mahkum olup bunlardan kaçma imkanına sahip değildir. Diğer bir ifadeye göre ilahi sünnet ve kanunlar herkese eşit bir şekilde hakimdir. Fark, insanların hangi sünneti seçmesindedir. Örneğin; yıkılmak üzere olan büyük ve yüksek bir duvarı düşününüz; Burda ilahi takdir ve kaza şudur ki; O duvarın yakınında, yanında oturmak tehlikeli olacak ve o duvardan uzak durmak emniyet ve selamete sebep olacaktır. Bu iki sünnet herkes hakkında eşit bir şekilde hükmeder. Kim olursa olsun birinci yolu seçerse tehlikeyi ve ikinci yoluda seçerse selameti tercih etmiş olur.

  Bazı rivayetlerde şöyle naklolunmuştur; Hz. İmam Ali (a.s) yıkılmağa yüz tutmuş bir duvarı görünce hemen yerinden kalmış ve ondan uzaklaşmıştır. Bunu gören birisi Hz. Ali’ye itiraz ederek şöyle demiş; Allahın kesin kazasındandanmı kaçıyorsun? Hz.Ali, ben Allahın kazasından onun takdirine kaçıyorum diye cevap vermişlerdir.1

Zira Allahu Teala, her ikisine takdir etmiştir.; Onların her ikisinide insanın ihtiyarına bırakmıştır. İnsanlar onların her ikisinden birisini seçmede ihtiyar hakkına sahiptirler.

  Kuran-ı Kerim, Allahın bir takım sünnetlerine, şartlı kaza olarak işaret etmiş ve bu sünnetlerin kesin ilahi kaza ve kaderi olduğunu beyan buyurmuştur. Ama bunların kontrol ve etkisi altına girmek insanın kendi ihtiyarındadır.

 Bu konuya binayen Kuran-ı Kerim şöyle buyuruyor;

 “Dedim ki, Rabbinizden mağfgret diyen, çünkü O bağış- layıcıdır, üzerinize gökten bol bol yağmur indirsin, mallarınızı ve oğullarınızı çoğaltsın, size bahçeler ihsan etsin, sizin için ırmaklar akıtsın.”2

  Şartlı cünlenin anlamı şudur; İnsan bu iki yoldan birisine istiğfar ve tevbe diğeri ise günaha devam etme. Bunların her ikisininde kendilerine göre sonuçları vardır ve her ikiside ilahi takdire bağlıdır. Ama bunlarda seçim beşerin kendi ihtiyarındadır. 

“Hatırlayınki Rabbiniz size: Eğer şükrederseniz, elbette size (nimetimi) artıracağım ve eğer nankörlük ederseniz hiç şüpesiz azabım çok şiddetlidir, diye bildirmiştir. 3

  Bu ayette kaza ve kaderin her iki tarafıda kulli bir şekilde beyan olmuştur. Yani, her ikiside Allahın sünneti ve kanunudur ama bunlarda seçim insanın kendi elindedir.

  O ülkelerin halkı ve insanları sakınsalardı, elbette onların üstüne gökten ve yerden nice bereket kapıları açardık, fakat yalanladılar, bize ettikleri yüzünden onları yakalayı verdik.4

  Bir toplum kendilerindeki özellikleri değiştirinceye kadar, Allah onlarda bulunanı değiştirmez.5

  Allahın kulli sünnet ve kanunlarını gösteren bu tür ayetler Kuran-ı Kerimde çokca görülmektedir. Bu tür bir kaza ve takdire inanmak insan elinden ihtiyar ve özgürlüğü almaz. Zira bu tür sünnetlerin neticeside kulli ve genel olur. Ama önemli olan kişinin kendi seçimidir.


1- Bihar-ul Envar, c.5, bab-ı Kaza ve kader

2- Nuh, 10-12

3- İbrahim, 7

4- Araf, 96

5- Rad, 11

Yorumlar

Yorum bırak

* Yıldız ile işaretlenmiş alanların kesinlikle değere sahip olmalıdır.