Hz. Mehdi'nin (a.f.) İmameti ve Şianın Kelami Görüşleri

Hz. Mehdi'nin (a.f.) İmameti ve Şianın Kelami Görüşleri

Bir İmam'ın vefatından sonra diğer bir İmam'ın O'nun yerine geçmesi hususundaki Şiaların kelami inançları, yeni İmam'ın durumunun tespitinde önemli bir rol ifa ediyordu. Bu inançlar Şialar arasında az çok resmiyet bulmuştu ve onların çerçevesinden çıkmak da doğru değildi. Hz. Mehdi'nin (a.f.) imameti hakkında bu inançların bir kısmı gündeme geldi. İmamiye'nin Hz. Mehdi'nin (a.f.) imameti hususunda gündeme getirdiği meselelere dayanan Navbahti ve Eş'ari'nin rivayeti, Şia'nın imametle ilgili üçüncü yüzyıldaki kelami görüşlerini göstermektedir. Sonraları Şia'nın imamet hakkındaki kelami temelleri bu görüşler üzerinde kuruldu.

     Navbahti, Şia fırkalarından on ikincisi olan İmamiye hakkında bahsederken bu temel görüşlerin bazısına da şöyle değinmiştir:

1. Yeryüzü hüccetsiz olamaz.

2. İmam Hasan ve Hüseyin'den (a.s.) sonra iki kardeşin imametleri mümkün değildir.

3. Yeryüzünde yaşayan iki kişi bile kalsa mutlaka onlardan biri Allah'ın hücceti olacaktır.

4. Kendi imameti sabit olmayan birinin oğullarının imameti de caiz değildir. Mesela: İmam Sadık'ın (a.s.) oğlu İsmail, kendi babası hayattayken –imamet makamına varmadan- öldüğü için onun oğlu Muhammed de imamet makamına sahip olamaz.

     Daha sonra sözlerine şunu da ekliyor:  Bu temel görüşler Sadık İmamların (a.s.) rivayetlerinden alınmış ve hiçbir Şia da bunu red veya inkar etmeye kalkışmamıştır. Bunların tariklerinin sahih olduğunda ve senetlerinin sağlam ve muteber olduğunda İmamiye'nin hiçbir şüphe ve tereddüdü yoktur. Şia açısından, yeryüzü bir lahza bile Allah'ın hüccetinden boş olamaz. Çünkü bu surette yeryüzü ve onda bulunan her şey ansızın birbirine girer, darmadağını olur. Biz İmam Askeri'nin (a.s.) imametine ve imamet makamında dünyadan göçtüğüne itikat ve itiraf ediyoruz. Ve inanıyoruz ki O'nun kendi sulbünden olan biri O'nun yerine imamete geçmiş, O Hazretten sonra ümmetin imametini üstlenmiştir. Bir gün Allah'ın izniyle gaybet perdesinin ardından çıkıp gelecek ve imametini aşikar edecektir. Çünkü O'nun gaybete çekilmesi de zuhur etmesi de Allah'ın elindedir. Emir-ül Müminin (a.s.) şöyle buyurmuştur:

"Allah'ım sen, hüccet ve beyyinatının boşa çıkmaması için yeryüzünü zahir ve meşhur veyahut da gizli ve tanınmayan bir hüccetten boş bırakmazsın."

    İşte biz buna emr olunmuşuz ve bu inancın teyidinde de önceki İmamlardan rivayet edilen sahih hadisler elimizde mevcuttur. Allah'ın işlerinde inceleme yapmak ve O'nun gizli tutmak istediği şeyleri keşfetmeye çalışmak, bilmedikleri şey hakkında yorum yapmak, hüküm vermek Allah'ın kullarına yakışmaz. Emr olunmadığımız sürece O Hazretin mübarek adını dile getirmemiz ve O'nun yerini öğrenmek için soru sorma ve incelemelerde bulunmamız caiz değildir.

     Daha sonra da sözünün devamında takiyye meselesini konu edip İmam Sadık, Kazım ve Rıza (aleyhim-üs selam)'ın takiyyeye riayet ettiklerine ve Şiaların da gaybetin başladığı şartlar altında takiyye etmelerinin O Hazretlerin döneminden daha çok önem  taşıdığına değiniyor. Ve sonunda da konunun ispatında, O'nun veladetinin gizli olacağını ve mukaddes adının bilinmeyeceğini ve cihanşümul kıyamından az bir süre önce kendini tanıtacağını içeren rivayetlere istinat etmiştir.

    On birinci İmam'ın hilafeti hakkında yanlış düşünen bazı grupların inançlarını reddetmek amacıyla, Şeyh Müfid de bu delillerin hemen hemen aynısına değinmiştir. Şeyh'in değindiği önemli temel konulardan biri, yeryüzünün hüccetsiz olamayacağı ve de şu hadistir: "Kendi zamanının imamını tanımadan ölen herkes cahiliyet ölümüyle ölmüş demektir."

     Şeyh Tusi de "el-Gaybet" kitabında İmam Askeri'nin (a.s.) vefatından sonra ortaya çıkan grupların görüşlerinin reddinde bu rivayetlere ve bu rivayetlerden anlaşılan bazı delillere değinmiştir.

"Yeryüzü Allah'ın hüccetinden boş kalmaz" aslına ilaveten Kur'an'ın iki ayeti de Mehdeviyet'in iki önemli kelami dayanağı olarak nazil olmuştur.

    1. "Biz ise, yeryüzünde güçten düşürülenlere lütufta bulunmak, onları önderler yapmak ve mirasçılar kılmak istiyoruz."

    2. "Andolsun, biz Zikir'den sonra Zebur'da da: 'Şüphesiz Arz'a salih kullarım varisçi olacaktır' diye yazdık."

    Şeyh Müfid, İmam Zaman (a.f.) hakkındaki yazısının başında bu iki ayete ve de meşhur bir nebevi hadise istinat etmiştir. Hadis şöyledir:

"Dünyanın sonu gelmeden önce Allah, Ehl-i Beyt'imden benim adımı taşıyan birini gönderecektir. O, yeryüzü zulüm ve haksızlıkla dolduktan sonra yeryüzünü adaletle dolduracaktır."

Yorumlar

Yorum bırak

* Yıldız ile işaretlenmiş alanların kesinlikle değere sahip olmalıdır.