Mehdilik İnancı ve Dünyanın Geleceği

Mehdilik İnancı ve Dünyanın Geleceği

Dini ögretilerin bazıları, diğer bütün öğretilerin odak noktası ve merkezi konumundadır. Mesela "Tevhid" bütün maarifin eksenini oluşturur. Dolayısıyla itikadi meseleler, ameli hükümlerin temelini oluşturması hasebiyle ilahi ögretilerin merkezinde yer alırlar.

        Yaratılışın hikmet ve felsefesini Kur’an ayetleri, ibadet olarak belirtmiş olsa da bu hedef nihayi ve son hedef değil ara hedeftir. Asil hedef  kulun ubudiyyet ile yaratıcının rububiyyet makamına ulaşmasıdır, yani kulun marifetullah, halifetullah makamını kazanmasıdır. İnsanın bu makama bireysel, toplumsal  ve evrensel hayatındaki tekamül ve olgunluğu yakalamadan ulaşamayacağı bir gerçektir. Yaratılışın hedefi, sadece bireyin tekamulün zirvesine ulaşması olmadığından insanın toplumsal hayatında da toplumsal tekamule ulaşması gerekli görülmüştür. Din, insanın kişisel ibadet, ahlak, maneviyat, muaşeret..v.s gibi vazifelerinin yanısıra devlet, hükümet, idare sistemi, siyasal yapılanma, insan hakları, karşılıklı hukuk, sosyal faliyetler, insanlara hizmet, uluslararası ilişkiler…v.s gibi alanlarda da görev  tayin etmiştir. İnsanın, her iki alanda da  görevlerini  yerine getirmediği takdirde marifetullaha ulaşması mümkün değildir.

       Resulullah’ın  ( s.a.a) risaletiyle, ilahi ahkamın  ve ilahi hüccetin insanlara tamamlandığı  Kur’an’ın apacık ayetiyle beyan edilmiştir. Ama bu ahkamın yeryüzüne hakim kılınmadığı gerçeği gözönünde bulundurulursa, enbiyanın nübuvvetlerinin, resullerin risaletinin ve yaratılışın hedefinin yeryüzüne hakim kılınmadığı gerçegi ortaya çıkacaktır.

       Kur’an-ı Kerim, Allah’ın peygamberler aracılığıyla göndermiş olduğu dinin yani ilahi mesajin yeryüzüne hakim olacağını ve yaratılışın hikmetinin Ahir-uz Zaman’da tahakkuk bulacağını beyan etmektedir. Bu hakikati Ahir-uz Zaman’da yani kıyamet kopmadan önce ilahi vaadin yeryüzünde gerçekleşeceği müjdesiyle açıklıyor.

      Tevhid bütün ilahi maarifin odak noktasını oluşturduğu gibi Resulullah’ın (s.a.a) risaleti ve risaletinin devamı olan İmamet de diğer dini öğretilerin mihverini oluşturur. Mehdilik inancı ise İmametin merkezinde yer alır.

Mehdilik ve Beklenen Gelecek

      Mehdilik inancı bu ilahi vaadın yeryüzüne tahakkukunu gereçekleştirecek ilahi sistem, dünyanın geleceğini şekillendirecek ve yaratılış hikmetini yeryüzüne hakim kılacak İslam’ın teorisi olarak tefsir edilmektedir.

      Gelecek dünya ve dünyanın geleceği üzerine çok yazılar yazılmış, görüşler belirtilmiş ve yine de yazılmaya devam edilecektir ama geleceğin dünyası üzerine yazılanların çoğu kuru ve katı olduğu gibi bilinçsiz ve gerçek dışı bir yaklaşımın ürünleridir.

       Ahir-uz Zaman dini literatürde, kıyamet kopmadan önce insanın dünyevi hayatının son merhalesi olarak açıklanmıştır. Bu dönem insanın bireysel ve toplumsal tekamülünün en yüksek seviyeye yükseleceğı zamandır. İnsanlık tarihi bireysel, toplumsal ve evrensel anlamda tedrici tekamülün gerçeklesmesiyle, ilahi vaadin tahakkuk bulması ile son bulacaktır. İlimin ilerlemesi, beşeri toplumların daha uygar ve akılcı düşünmesi bu gerçeğe daha fazla yaklaşıldığını bir kez daha ortaya çıkarmaktadır. Dünyada gerçekleşen geçici ve dönemsel olaylar insanın bu gerçeği gözardı etmesine sebep olsa da insanın aklında ve fıtratında bu gerçek yatmaktadır.

       Ahir-uz Zaman herşeyin sonu değil bilakis yaratılış hikmetinin ortaya çıkması, dünyanın adalet dengesinin kurulmasıdır.

       Batı kültüründe ''Eschatologie'' diye adlandırılan insanlık tarihinin sonunu tanıma, insanlık tarihinin geleceğini tanıma, dünyanın sonunun nasıl olacağı konularını inceleme, İslam literatüründe ''Ahir-uz Zaman'' olarak adlandırılır.

       İslami öğretilerde Ahir-uz Zaman, son peygamber Resul-u Ekrem (s.a.a) zamanından kıyamete kadar olan zamana denmektedir. İslam düşünürleri Kur’an‘ın öğretileri doğrultusunda  Ahir-uz Zaman’ı,  insanın yeryüzündeki halifeliği, salih kulların yeryüzünün mirascısı olacağı, hakkın batıla mutlak galibiyeti, dünyanın ve insanlık tarihinin geleceğini şekillendireceği zaman olarak beyan ederler. Ahir-uz Zamanı insanlık tarihinin felsefesi olarak tanıtırlar. Bu öğretiler ışığında, Ahir-uz Zamanın, insanlık tarihinin tedrici gelişmesi ve ilerlemeyi sağlamasıyla ilahi vaadin gerçekleşeceği zaman olduğu ortaya çıkmaktadır.

       İçinde bulunduğumuz küreselleşme sürecinde iletişim teknolojisinin hızla geliştiği bir  zaman diliminde veya dünya düzeninde yaşıyoruz. Öyle bir düzen ki, bu düzende insanların kendilerini gelişmelerden soyutlamaları ve teknolojiyi tekelinde bulunduranların yönlendirme ve dayatmalarından etkilenmemeleri mümkün değildir.

       Teknolojik gelişmelerin baş döndürücü bir şekilde yaşandığı çağdaş dünyada yer alabilmek için günümüz şartlarında ortaya çıkan ihtiyaçlara cevap verebilecek bilgiye ve bu bilgiyi insanlara ulaştıracak ve gelecegin dünyasını oluşturacak bir sisteme  ihtiyacımız olduğu kaçınılmazdır. Bu sistem doğal olarak asırlarca  toplumları idare eden ve toplumların sorunlarını çözmekten aciz kalan sistem ve düzenlerden  farklı olmalıdır. Eğer Ahır-uz Zaman  toplumunu , dünyanın geleceğini belirleyecek toplumu oluşturmayı hedefliyorsak gelecek hakkındaki geleneksel düşünceleri bir daha gözden geçirmek , klasik yöntemlerde ıslah yapılması gerekecektir.Bu aşamaları geçmek kolay olmayacak sancılı bir dönem yaşanacaktır. Geçiş sürecinde  unutmayalım ki, evrensel düşünüp büyük idealleri kendisine hedef seçenler için bu sancının daha büyük olması kaçınılmaz olacaktır.

        Bugün dünyada varolabilmenin, çevreye yön verebilmenin temel kuralı bilgiye sahip olmak ve bunu işleyip başkalarına aktarabilmektir. İlahi maarife sahip, her alanda öğretileri ve zengin kaynakları olan İslam dünyası, bu zenginlikleri zamanın ilim ve teknolojisi ile işlemek maarifetini göstermelidir.

      İşte Mehdilik, geleceğin dünyasını şekillendirecek, yaratılışın hedefini gerçekleştirecek, peygamberlerin getirdikleri ilahi mesaji dünyaya hakim kılacak ilahi sistemin adıdır.

     Hidayet Güneşinin Doğması Ümidiyle… 

Yorumlar

Yorum bırak

* Yıldız ile işaretlenmiş alanların kesinlikle değere sahip olmalıdır.