İntizarı Ferec

İntizarı Ferec
cihan zuhurun eÅŸiÄŸinde

     Allah’ın son hücceti gaybete çekilmiÅŸtir. Zuhur ortamı hazır olunca ortaya çıkacak ve dünyayı hidayet nuruyla direkt olarak aydınlatacaktır.

    Ä°nsanlar, Ä°mam Mehdi’nin (a.f) gaybet döneminde onun zuhurunu çabuklaÅŸtıracak ve ÅŸartlarını hazırlayacak bir ÅŸekilde amel edebilirlerdi.

    Fakat ÅŸeytana ve nefse uymalarından, Kur’an-ı Kerim’in sahih terbiyesinden uzak kalmalarından ve Masum imamın (a.s) velayetini kabul etmemelerinden dolayı yanlış yola saptılar. Günbegün zulmü dünyada daha da yaygınlaÅŸtırdılar. Böyle bir tercih ile kendileri için çok kötü bir yol edinmiÅŸ oldular. Zulüm, fesat, yolsuzluk, dayatma, korku, kargaÅŸa, entrika, ahlaki ve ruhi emniyetsizliklerle dolu, toplumsal maneviyattan, temizlikten, iyilikten uzak, tecavüz, zayıfları ve elleri altındaki insanları ezmekle meÅŸgul olan bir dünya yaratmak; insanların gaybet dönemindeki mahsulleri oldu. Bu acı gerçek ve üzücü tablo, asırlar önce masumlar (a.s) tarafından haber verilmiÅŸtir.

    Ä°mam Sadık (a.s) bu konuda dostlarından birine ÅŸöyle buyurmuÅŸtur:

   “Zulmün ve haksızlığın yaygınlaÅŸtığını, Kur’an’ın unutulduÄŸunu, nefsi isteklere göre tefsir edildiÄŸini, batıl ehli olanlar hak ehli olanlardan öne geçtiÄŸini, imanlı insanların sessiz kalmayı tercih ettiklerini, akrabalık iliÅŸkilerinin kesildiÄŸini, dalkavukluÄŸun çoÄŸaldığını, hak yolun yolcusuz kaldığını, ÅŸer yollarının dolu olduÄŸunu, helâlın haram edildiÄŸini, haramların caiz sayıldığını, büyük sermayelerin Allah’ın gazap ettiÄŸi iÅŸlerde (Fesat, fuhuÅŸ) harcandığını, devlet memurları arasında rüÅŸvet almanın yaygınlaÅŸtığını, eÄŸlencelerin çoÄŸalıp önü alınamayacak kadar revaçta olduÄŸunu, Kur’an hakikatlerine kulak asmanın insanlara ağır fakat batıl ÅŸeyleri dinlemenin hoÅŸ geldiÄŸini, insanların Allah dışındaki ÅŸeyler için Hacca gittiklerini, Allah’ın evine koÅŸtuklarını, insanların kalplerinin katılaÅŸtığını gördüÄŸün zaman; bir kimse iyiliÄŸi emredip kötülükten sakındırdığında “Bu senin iÅŸin deÄŸil” diyerek karşı çıkıldığını ve her yıl yeni yeni fesatlar-günahlar ve bidatlerin çıktığını gördüÄŸün zaman kendine dikkat et. Allah’tan böyle çirkin bir ortamdan seni kurtarmasını iste (Çünkü zuhur yakındır).[1]

    Elbette bu kara tablo, zuhurdan önceki dönemin genel halidir. Çünkü bu dönem içinde ilahi ahdine sadık kalan birçok dindar insan da vardır. Bu mümin insanlar inançlarına ve itikatlarına deÄŸer verip, fesat ortamında eriyip gitmezler. Kendi alın yazılarını diÄŸerlerinin çirkin sonlarına baÄŸlamazlar. Bunlar en iyi Allah kulları, nur imamlarının (s.a) Åžiileridirler.

    Rivayetlerde bu insanlardan övgüyle bahsedilmiÅŸtir. Bu insanlar hem kendileri temiz yaÅŸarlar, hem diÄŸerlerini de temiz ve dürüst yaÅŸamaya davet ederler. Çünkü onlar, iyilikleri yaygınlaÅŸtırıp imanlı bir ortam yaratarak imam-ı Zaman’ın (a.f) zuhurunu çabuklaÅŸtırabileceklerini ve Ä°mam Mehdi’nin (a.f) hükümetinin alt yapısını oluÅŸturabileceklerini biliyorlardır.

     Zira kötülüklerin karşısında kıyam etmek; vaat edilen kurtarıcının birçok yardımcıya sahip olduÄŸu zaman mümkündür. Bu tarz tefekkür “Fesat ortamını yaygınlaÅŸtırarak Ä°mamın zuhurunu çabuklaÅŸtırmak gerekir.” ÅŸeklinde inanan kiÅŸilerin tefekkürün tam aksi istikametindedir. Fesatların çoÄŸalarak zuhur ortamının alt yapısının hazırlanması için, imanlı insanların; çirkinlikler ve fesatlar karşısında sessiz kalmaları kabul edilebilecek gibi bir ÅŸey midir? Acaba iyilikleri ve faziletleri yaygınlaÅŸtırarak Ä°mam Mehdi’nin (a.f) zuhurunu çabuklaÅŸtırmak mümkün deÄŸil midir?

    Ä°yiliÄŸi emredip kötülükten alıkoymak her Müslüman’ın yapması gereken kesin bir farzdır. Hiçbir zaman ve mekânda farz amelin yerine getirilmemesine göz yumulamaz.[2] Bundan dolayı, nasıl olurda zuhurun çabuk olması için zulmü ve fesadı yaygınlaÅŸtırmak gerektiÄŸine inanılabilinir?

   Peygamber (s.a.a) ÅŸöyle buyurmaktadır:

   “Bu ümmetin sonunda (ahır zamanında) bir grup gelecektir. Onların mükâfatı ve sevabı, Ä°slam’ın ilk zamanlarındaki Müslümanlar gibi olacaktır. Onlar, iyiliÄŸi emredip kötülükten alıkoyarlar. Fitne ehli ile savaşırlar.”[3]

   Birçok rivayette yeryüzünün zulüm ve fesat ile dolacağı bildirilmiÅŸtir. Bu, bütün insanların zalim olacağını göstermez. Allah yolunda yaÅŸayan insanlar da olacaktır. Fazilet, takva ve iman ıtırının kokusu çeÅŸitli ortamlarda görülecektir.

    Bundan dolayı, dünya zuhurdan önce acı bir dönem yaÅŸayacaksa da, tatlı zuhur ile de son bulacaktır.  Zaman,  fesat ve zulüm zamanı olabilir. Fakat temiz olmak ve iyi yaÅŸamak diÄŸerlerini de bu yola davet etmek Muhammed’in (a.f) soyundan olan Kaim’in zuhurunu bekleyenlerin vazifelerindendir. Böyle bir yaÅŸamı yaÅŸamak ve yaÅŸatmak, Mehdi’nin (a,f) zuhur etmesinde çok etkisi vardır.

    Bu bölümü Ä°mam Mehdi’den nakledilen (a.f) hadis ile bitiriyoruz:

    “Kendilerinden beklemediÄŸimiz ve beÄŸenmediÄŸimiz amellerinden bize ulaÅŸan ÅŸeyler dışında hiçbir ÅŸey; bizi, Åžiilerimizden ayırmamıştır.”[4]

---------------------------------------------------------

[1]- Kafi, c.7, s.27

[2]- Elbette ÅŸunu da hatırlatmak gerekir ki; Emr-i bi’l maruf ve nehyi-i ani’l münker (yani; iyiyi emredip kötülükten alıkoymak) dini bir vazifedir. Fakat bu vacibin yerine getirilmesinde bir takım ÅŸartlar vardır. Bu ÅŸartları çok iyi bilip ona göre amel etmek gerekir. Daha çok bilgi edinmek için fıkıh kitaplarına müracaat edebilirsiniz.

[3]- Mucemi’l-Ahadis-i Ä°mam Mehdi (a.f), c.1, s.49

[4]- Biharu’l-Envar, c.53, s.177

Yorumlar

Yorum bırak

* Yıldız ile işaretlenmiş alanların kesinlikle değere sahip olmalıdır.