Mehdi (a.s) Hakkında Ehl-i Beyt’ten Nakledilen Hadislerden Bazıları A- Emir-ül Mü’minin Ali (a.s)’dan Hadisler

Mehdi (a.s) Hakkında Ehl-i Beyt’ten Nakledilen Hadislerden Bazıları A- Emir-ül Mü’minin Ali (a.s)’dan Hadisler

1- Kemal-ûd Din c. 1 s. 302

EsbaÄŸ b. Nubate’den:

Emir-ül Mü’minin aleyhi’s-selâm, Hz. Mehdi aleyhi’s-selâm’dan sözede-rek ÅŸöyle buyurdu: “O öyle bir gaybete çekilecek ki, sonunda cahiller: “Allah’ın Âl-i Muhammed’e ihtiyacı yoktur” diyecektirler.

303. Sayfada da aynı hadisi başka bir senetle nakleder.

Ayrıca bu hadisi Åžeyh Tusi (r.a) “el-Gaybet” de Allame Meclisi Bihar-ul Envar c. 52, s. 101 de naklederler.

2- el-Kafi c. 1, s. 270:

Ebu Ä°shak’tan:

Emir-ül Mü’minin aleyhi’s-selâm’ın ashabından güvenilir birinden duydum ki, Emir-ül Mü’minin aleyhi’s-selâm bir hutbesinde söyle buyurdu: “Allah’ım ben biliyorum ki ilmin tamamı kuÅŸatılmaz, kaynağı kurumaz ve arzın, senin halka olan açık ama kendisine itaat edilmeyen ya da çekindiÄŸinden dolayı saklanan bir hüccetinden boÅŸ kalmaz. Böylece hüccetin batıl olmaz. Senin dostların da hidayet olduktan sonra dalalete düÅŸmezler. Ama onlar (dostların) neredeler ve sayıları ne kadardır? Onlar sayıca çok az olsalar da, zikri yüce olan Allah katında deÄŸerleri çok büyüktür. Onlar, dinin kılavuzları olan hidayet Ä°mamlarına tabi olurlar, onların edepleriyle edeplenir, yollarından yürürler. Ä°ÅŸte o zaman ilim, imanın hakikati ile birlikte onlara doÄŸru akın eder de ruhları, ilim önderlerinin davetine icabet eder; baÅŸkalarına zor gelen hadisleri onlar kolaylıkla kabul ederler; yalancılar ve israfçıların çekinip kabullenmedikleri ÅŸeylerle huzur bulurlar. Ä°ÅŸte, alimlere uyanlar onlardır. Onlar, yüce Allah’a ve velilerine itaat ederek, dünya ehliyle birlikte oldular; dinlerinde takiyye edip düÅŸmanlarından korundular. Onların ruhları, en yüce makama baÄŸlıdır, alimleri ve onlara uyanlar, batıl devletinde dilsiz ve suskundurlar, hakkın devletini beklerler. Allah yakında kendi sözleriyle hakkı yüceltecek ve batılı yok edecektir. O korkulu durumda dinlerini sabırla korudukları için ne mutlu onlara! Onların devleti oluÅŸtuÄŸunda, onları görmeyi ne kadar da çok isterim! Allah onları, salih babalarını, eÅŸlerini ve nesillerini bizimle birlikte Adn cennetinde birleÅŸtirecektir.”

3- el-Kafi, c. 1, s. 273:

EsbaÄŸ b. Nubate’den:

Bir gün, Emir-ül Mü’minin aleyhi’s-selâm’ın yanına gittiÄŸimde derin derin düÅŸündüÄŸü halde yeri çizdiÄŸini gördüm. “Ey Emir-ül Mü’minin! Seni derin derin düÅŸünerek yeri çizdiÄŸini görüyorum. Yoksa ona raÄŸbet mi ediyorsunuz?” dedim. Buyurdu ki: “Hayır, Allah’a andolsun, ne ona ne de dünyaya bir gün bile raÄŸbet etmedim. Yalnız benden olacak olan on birinci çocuÄŸumu düÅŸünüyorum. Yeryüzü zulüm ve haksızlıkla dolduÄŸu gibi, onu adalet ve eÅŸitlikle dolduracak olan Mehdi odur. O gaybete çekilecek ve bir ÅŸaÅŸkınlık dönemi baÅŸlayacak, bazıları bu dönemde sapacak, bazıları ise hidayete ereceklerdir.”

“Ey Emir-ül Mü’minin! Bu ÅŸaÅŸkınlık ve gaybet dönemi ne kadar sürecek?” diye sordum. Buyurdu ki: “Altı gün veya altı ay veya altı yıl.” “Bu mutlaka olacak mı?” Diye sordum. Buyurdu ki: “Evet, tıpkı onun yaratıldığı gibi. Sen buna ulaÅŸamazsın ey EsbaÄŸ! Onlar bu ümmetin seçkinleri olup itretin seçkinleriyle birliktedirler.” Peki ondan sonra ne olacak?” dedim. Buyurdu ki: “Sonra Allah dilediÄŸini yapacaktır. Çünkü Allah’ın bedaları, iradeleri, gayeleri ve sonuçları vardır.”



B- Ä°mam Hasan (a.s)’ın Kaim (a.s)’ın Gaybeti Hakkındaki Hadisleri

1- Kemal-ud Din, c. 1, s. 315:

Ebu Said’den:

Hasan b. Ali aleyhi’s-selâm Muaviye b. Ebu Süfyan ile sulh ettiÄŸi zaman, bazıları onu bu iÅŸten dolayı kınayınca ÅŸöyle buyurdu: “Yazıklar olsun size! Ne yaptığımı bilmiyorsunuz? Vallahi güneÅŸin üzerinde doÄŸup battığı her ÅŸeyden daha hayırlısını ben Åžiilerim için yaptım. Benim, sizin Ä°mamınız olduÄŸumu, sizin bana itaat etmeniz gerektiÄŸini ve Resulullah’ın buyurduÄŸu cennet gençlerinin efendilerinden biri olduÄŸumu bilmiyor musunuz?” “Evet biliyoruz.” Diye cevap verdiler.

Bunun üzerine ÅŸöyle buyurdu: “Biliyor musunuz Musa b. Ä°mran Hızır aleyhi’s-selâm’ın gemiyi delmesine, duvarı düzeltmesine ve çocuÄŸu öldürmesine neden o kadar çok kızdı? Çünkü bu iÅŸlerin hikmetini bilmiyordu. Halbuki bu iÅŸler zikri yüce Allah’ın yanında doÄŸru ve hikmet üzereydi. Arkasında Ä°sa b. Meryem’in namaz kılacağı Kaim dışında biz Ehl-i Beyt’ten olan hepimizin boynunda zamanın taÄŸutunun biatı olduÄŸunu bilmiyor musunuz? Yüce Allah onun veladetini gizleyecek ve ÅŸahsını saklayacaktır.

Böylece o, zuhur ettiÄŸinde kimsenin biatı onun boynunda olmayacaktır. O, tüm kadınların en üstünü olan birinin oÄŸlu olan kardeÅŸim Hüseyin’in dokuzuncu oÄŸludur. Onun gaybetinde Allah onun ömrünü uzatacak, sonra kendi kudreti ile onu kırk yaşından daha genç görünümlü olarak aÅŸikâr edecektir ve bu, Allah’ın her ÅŸeye kadir olduÄŸunun bilinmesi içindir.”

Aynı hadisi “Kifayet-ul Eser” s. 317’de aynı senetle nakleder.



C- Hüseyin (a.s)’ın Kaim (a.s)’ın Gaybeti Hakkındaki Hadisleri

1- Uyun-ul Ahbar, c. 1, s. 68:

Abdurrahman b. Selit’ten;

Ä°mam Hüseyin b. Ali b. Ebu Talib aleyhi’s-selâm ÅŸöyle buyurdu: “On iki Hidayet Ä°mamı bizdendir. Birincisi Emir-ül Mü’minin Ali b. Ebu Talib’dir sonuncusu ise dokuzuncu evladımdır. Hak üzere kıyam edecek olan odur. Yeryüzü öldükten sonra, Allah onun vasıtasıyla tekrar onu ihya edecektir ve müÅŸrikler istemese de Allah hak dini diÄŸer dinlere muzaffer kılacaktır. Onun gaybete çekildiÄŸi dönemde bazı kavimler mürtet olacak, bazıları ise dine baÄŸlı kalacaktır. Onlara eziyetler olacak ve onlara denilecek ki: “EÄŸer doÄŸru söylüyorsanız bu vaat ne zaman vuku bulacaktır.” Biliniz ki, onun gaybetindeki eziyetlere ve tekziplere sabretmek, Resulullah ile beraber kılıçla cihat etmek gibidir.”

2- Kemal-ud Din, c. 1, s. 317:

Abdurrahman b. Selit’ten:

Ä°mam Hüseyin b. Ali b. Ebu Talib aleyhi’s-selâm ÅŸöyle buyurdu: “On iki Hidayet Ä°mamı bizdendir, birincileri Ali b. Ebu Talib, sonuncusu ise dokuzuncu evladımdır. Hak üzere kıyam edecek olan odur; yeryüzü öldükten sonra Allah onun vasıtasıyla tekrar onu diriltecektir ve müÅŸrikler istemese de hak dini, diÄŸer bütün dinlere muzaffer kılacaktır. O, gaybete çekildiÄŸi dönemde bazıları onun hakkında irtidat edecek, bazı kavimler ise dine baÄŸlı kalacaklar ve onlara eziyetler edilecek ve onlara ÅŸöyle söylenecek: “EÄŸer doÄŸru söylüyorsanız bu vaat ne zaman vuku bulacak?” Onun gaybetindeki eziyetlere ve tekziplere sabreden, Resulullah’ın önünde kılıçla cihat eden gibidir.”

Bu rivayet, “Kifayet-ul Eser” s. 317, “Uyun-ul Ahbar” c. 1, s. 68 ve “Muktazab-ul Eser” s. 23’te de aynı senet ve metinle geçer.

3- Ehl-i Sünnet Kitaplarından “el-Ä°ÅŸaa Fi EÅŸrat-is Saa” s.93 (Mısır bas.):

Ebu Abdullah Hüseyin b. Ali’den ÅŸöyle buyurduÄŸu rivayet edilir: “Bu iÅŸi yapacak olanın (yani Mehdi’nin) iki gaybeti vardır. Bu iki gaybetin biri o kadar uzayacak ki, bazıları: “O öldü”, bazıları da: “O gitti” diyeceklerdir. Ne onu sevenler, ne de baÅŸkaları onun yerini bilemeyecekler, sadece ona çok yakın hizmetçisi onun yerini bilir.”

D- Ali b. Hüseyin (a.s)’dan Hadisler

1- Kemal-ud Din, c. 1, s. 323:

Amr b. Sabit’ten:

Hz. Zeyn-ul Abidin Ali b. Hüseyin aleyhi’s-selâm ÅŸöyle buyurdu: “Her kim bizim Kaimimizin gaybetinde onun velayetine baÄŸlı kalırsa, Allah (c.c) Bedir ve Uhud ÅŸehitlerinden b. tanesinin sevabını ona verir.”

2- Kemal-ud Din, c. 2, s. 576:

Said b. Cübeyr’den:

Ä°mam Zeyn-ul Abidin Ali b. Hüseyin aleyhi’s-selâm ÅŸöyle buyurdu: “Bizden olan Kaim’de peygamberlerden bazı sünnetler vardır: Nuh’tan, Ä°brahim’den Musa’dan, Ä°sa’dan, Eyyüp’ten ve Muhammed salla’llâhu aleyhi ve alih’den birer sünnet onda vardır.

Nuh’un ondaki sünneti uzun ömrüdür, Ä°brahim’in sünneti gizli veladet ve halktan uzaklaÅŸmasıdır. Musa’nın sünneti korkudan gaybete çekilmesidir; Ä°sa’nın sünneti halkın onun hakkında ihtilaf etmesidir, Eyyüb’ün sünneti ise belalardan sonraki ferahlıktır; Muhammed’in sünneti ise kılıçla zuhur etmesidir...”

3- “Yenabi-ul Mevedde’den naklen el-Mahacce,” s. 427:

Zuhruf suresindeki “Ve onun arkasında baki kalacak bir kelime bıraktık da belki onlar geriye dönerler.” ayeti hakkında, Sabit-i Somali, Ali b. Hüseyin’den, o babasından, o da Ali b. Ebu Talib aleyhi’s-selâm’dan rivayet eder ki, ÅŸöyle buyurmuÅŸtur: “Bu ayet bizim hakkımızda nazil olmuÅŸtur. Allah Ä°mameti kıyamete kadar Hüseyin’in zürriyetinde karar kılmıştır. Bizden olan Gaybette bulunacak Ä°mam’ın iki gaybeti vardır. Birisi diÄŸerinden daha uzun olacaktır. Onun Ä°mametine sadece yakini güçlü olan ve marifeti sahih olanlar baÄŸlı kalacaklardır.”

Sonra buyurdu ki: “Allah’ın velisi, Resulullah ve sonraki Ä°mamların vasisi olan on ikinci Ä°mam’ın gaybeti çok uzun sürecektir. Ey Ebu Halid! Onun gaybetinde onun Ä°mametine inananlar ve onun zuhurunu bekleyenler, bütün zamanların ehlinden daha efdaldirler. Çünkü yüce Allah onlara öyle akıl, zeka ve marifet vermiÅŸ ki gaybet, onların yanında müÅŸahede gibidir. Allah, o zamanda olanları tıpkı Resulullah yanında kılıçla savaÅŸan mücahitler gibi karar kılmıştır. Onlar gerçek ihlas sahipleri, bizim sadık Åžiilerimiz ve Allah’ın dinine gizli ve açık olarak davet edenlerdirler.” Yine buyurdu ki: “En üstün amellerden biri de Mehdi’nin zuhurunu beklemektir.”



E- Ä°mam Ebu Cafer Muhammed Bâkır (a.s)’dan Hadisler

1- Gaybet-i Numani, s. 89:

Ä°brahim b. Ömer-i Kunasi’den:

Ä°mam Muhammed Bâkır aleyhi’s-selâm ÅŸöyle buyurdu:

“Bu emrin sahibinin iki gaybeti vardır.” Yine ÅŸöyle buyuruyordu: “Kaim kıyam ettiÄŸinde, kimsenin biatı onun boynunda olmayacaktır.”

2- Kemal-ud Din, c. 1, s. 287 ve Bihar-ul Envar, c. 51, s. 72:

Salih b. Ukbe’den, o babasından, o da Ä°mam Muhammed Bâkır’dan, o ise babalarından nakleder ki, Resulullah salla’llâhu aleyhi ve alih ÅŸöyle buyurdu: “Mehdi benim evlatlarımdandır, onun gaybet dönemi olacaktır. Bu dönemde ümmetten birçoÄŸu delalete düÅŸecektir. O, peygamberlerin niÅŸaneleriyle gelecek, yeryüzü zulüm ve haksızlıkla dolduÄŸu gibi onu adalet ve eÅŸitlikle dolduracaktır.”

3- Kemal-ud Din, c. 1, s. 286 ve Bihar-ul Envar, c. 1, s. 72:

Ebu Hamza’dan;

Ä°mam Muhammed Bâkır aleyhi’s-selâm buyurdu ki: Resulullah salla’llâhu aleyhi ve alih ÅŸöyle buyurdu: “Ehl-i Beyt’imden Kaim’in zamanında yaÅŸayıp, onun kıyamından önceki gaybetinde onun Ä°mamlığına uyan, dostlarını sevip, düÅŸmanlarına düÅŸman olanlara ne mutlu. Böyle birisi kıyamet gününde benimle birlikte olan dostlarımdan ve ümmetimin en deÄŸerlilerindendir.”

Sonra Ä°mam Muhammed Bâkır aleyhi’s-selâm ÅŸöyle buyurdu: “Ey Ebu Müstehil! Bizim Kaim’imiz Hüseyin’in evlatlarından dokuzuncusudur. Çünkü Resulullah’tan nakledilmiÅŸtir ki, sonraki Ä°mamlar on iki tanedir ve sonuncuları Kaim’dir.” Dedim ki: “Ey Seyyidim! Bu on iki kiÅŸi kimdir?” Buyurdu ki: “Birincisi Ali b. Ebu Talib’dir, ondan sonra Hasan ve Hüseyin, sonra da Ali b. Hüseyin, sonra ben, benden sonra da bu.” diyerek ve elini oÄŸlu Ä°mam Cafer’in omuzuna koydu. Dedim ki: “Bundan sonra kim?” Buyurdu ki: “OÄŸlu Musa, Musa’dan sonra oÄŸlu Ali, Ali’den sonra oÄŸlu Muhammed, Muhammed’den sonra oÄŸlu Ali, Ali’den sonra da oÄŸlu Hasan. Ä°ÅŸte o yeryüzünü adalet ve eÅŸitlikle dolduracak olan Kaim’in babasıdır. Åžiilerimizin göÄŸsüne ÅŸifa verecektir...”



F- Ä°mam Ebu Abdullah Cafer-i Sadık (a.s)’dan Hadisler

1-Kemal-ud Din, c. 2, s. 341:

Safvan b. Mihran-ı Cemmal’dan:

Ä°mam Cafer-i Sadık aleyhi’s-selâm ÅŸöyle buyurdu: “Allah’a andolsun ki Mehdi’niz aranızdan gaybete çekildiÄŸinde, içinizden bazı cahiller diyecek ki: Allah’ın Âl-i Muhammed’e ihtiyacı yoktur. Sonra o, yeryüzüne parlak yıldız gibi dönecek ve yeri zulüm ve haksızlıkla dolduÄŸu gibi, adalet ve eÅŸitlikle dolduracaktır.”

2-Gaybet-i Numani, s. 89:

Mufazzal b. Ömer-i Cofi’den:

Ä°mam Cafer-i Sadık aleyhi’s-selâm ÅŸöyle buyurdu: “Bu emrin sahibinin iki gaybeti olacak. Ve birisi o kadar uzayacak ki, bazıları: “Öldü” bazıları: “Öldürüldü”, bazıları ise: “Gitti” diyecekler. Onun ashabından çok azı ona baÄŸlı kalacak. Ve onun yerini yakın hizmetçisinin dışında baÅŸka ne bir veli, ne de bir baÅŸkası bilmeyecek.”

3- Kamal-ud Din, c. 2, s. 335 ve Bihar-ul Envar, c. 51, s. 144:

Mufazzal b. Ömer’den:

Ä°mam Cafer-i Sadık aleyhi’s-selâm ÅŸöyle buyurdu: “Yüce Allah, varlıkları yaratmadan on dört b. yıl önce on dört nur yarattı. Ä°ÅŸte o nurlar, bizim ruhlarımızdır”. Dediler ki: “Ey Allah Resulünün oÄŸlu, bu on dört nur kimdir?” Buyurdu ki: “Muhammed, Ali, Fatıma, Hasan, Hüseyin ve Hüseyin’in evlatlarından olan Ä°mamlar. Onların sonuncusu Kaim’dir. Gaybetten sonra kıyam edecek, Deccalı öldürecek ve yeryüzünü her türlü zulüm ve haksızlıktan temizleyecek.”

4- Kemal-ud Din, c. 2, s. 342:

Seyyid b. Muhammed-i Himyeri’den:

Ä°mam Cafer-i Sadık aleyhi’s-selâm’a ÅŸöyle dedim: “Ey Allah Resulünün oÄŸlu! Senin babalarından bize gaybet ve onun doÄŸruluÄŸu hakkında rivayetler ulaÅŸmıştır. Bu gaybetin kimin üzerinde vuku bulacağını söyler misin?” Buyurdu ki: “DoÄŸrusu gaybet benim evlatlarımdan altıncısında vuku bulacaktır. O, Resulullah’tan sonraki hidayet Ä°mamlarının on ikicisidir. Birincileri Emir-ül Mü’minin Ali b. Ebu Talib, sonuncuları ise Allah’ın yeryüzündeki son hücceti ve zamanın sahibidir. Allah’a andolsun Nuh’un, kavmi içinde kaldığı süre kadar gaybette kalsa dahi, yeryüzü zulüm ve haksızlıkla dolduÄŸu gibi, onu adalet ve eÅŸitlikle dolduruncaya kadar dünyadan göçmeyecektir.”

5- Kemal-ud Din, c. 2, s. 345:

Ebu Basir’den:

Ä°mam Cafer-i Sadık aleyhi’s-selâm ÅŸöyle buyurdu: “Peygamberlerde vuku bulan gaybetler aynen, adım adım ve karış karış biz Ehl-i Beyt’ten olan Kaim’de de vuku bulacaktır.” Dedim ki: Ey Resu-lullah’ın oÄŸlu! Siz Ehl-i Beyt’ten olan bu Kaim kimdir?” Buyurdu ki: “Ey Ebu Basir! O, benim oÄŸlum Musa’nın beÅŸinci evladıdır. Cariyelerin en üstününün oÄŸludur. Öyle bir gaybete çekilecek ki, batıl ehli onda tereddüt edecektir. Sonra Allah onu izhar edecek, Allah onun eliyle yerin doÄŸusunu ve batısını fethedecek. Sonra Allah’ın ruhu Ä°sa b. Meryem nazil olacak ve onun arkasında namaz kılacak. Böylece yeryüzü Rabbinin nuruyla aydınlanacak. Yeryüzünün her yerinde Allah’a ibadet olunacak ve müÅŸrikler istemese de dinin hepsi Allah’a ait olacak.”



G- Musa b. Cafer (a.s)’dan Hadisler

1- Kifayet-ul Eser, s. 265:

Yunus b. Abdurrahman’dan:

Musa b. Cafer aleyhi’s-selâm’ın huzuruna çıkarak ÅŸöyle arzettim: “Ey Resulullah’ın oÄŸlu! Hak üzere kıyam edecek olan Kaim sen misin?” Buyurdu ki: “Hak üzere kıyam eden benim. Ama yeryüzünü Allah’ın düÅŸmanlarından temizleyecek, onu zulümle dolduÄŸu gibi adaletle dolduracak olan Kaim, benim evlatlarımın beÅŸincisidir. Öldürülme korkusu olduÄŸu için gaybeti o kadar uzayacak ki bazı kavimler onun hakkında irtidata düÅŸecek, bazıları ise ona baÄŸlı kalacaklardır.” Sonra buyurdu ki: “Bizim Kaim’imizin gaybetinde bizim sevgimize sarılan, velayetimize baÄŸlı kalan ve düÅŸmanlarımızdan uzaklaÅŸan Åžiilerimize ne mutlu! Onlar bizdendir, biz de onlardanız. Bizlerden Ä°mamları olarak razıdırlar. Biz de onlardan Åžiilerimiz olarak razıyız. Ne mutlu onlara! Allah’a andolsun ki onlar, kıyamet günü bizimle aynı derecede olacaklar.”

Bu hadis “Bihar-ul Envar” c. 1, s. 151’de “Kemal-ud Din” c. 2, s. 361’de de aynı metin ve senetle geçmektedir.



H- Ä°mam Rıza (a.s)’dan Hadisler

1- el-Kafi, c. 1, s. 268:

Reyyan b. Salt’tan:

Kaim hakkında Ä°mam Rıza aleyhi’s-selâm’a soru sorduklarında ÅŸöyle buyurduÄŸunu duydum: “Cismi görülmez ve ismi anılmaz.”

2- Ehl-i Sünnet Kitaplarından “Yenabi’ul Mevedde” s. 448:

Hasan b. Halid’den:

Ä°mam Ali b. Musa er-Rıza aleyhi’s-selâm ÅŸöyle buyurdu: “Benim evlatlarımın dördüncüsü, cariyelerin en üstününün oÄŸludur. Allah onun vesilesiyle yeryüzünü bütün zulüm ve haksızlıklardan temizleyecektir. Halkın doÄŸumunda tereddüt ettiÄŸi gaybet sahibi odur. O, zuhur ettiÄŸinde yeryüzü Rabbinin nuru ile aydınlanacak. Halkın arasında adalet ölçüsünü kuracak. Böylece hiç kimse baÅŸkasına zulmetmeyecek. Yeryüzü ona itaat edecek ve onun gölgesi olmayacak.”

Ona ÅŸöyle soruldu: “Ey Allah Resulünün oÄŸlu! Siz Ehl-i Beyt’ten olan Kaim kimdir?”

Buyurdu ki: “Benim evlatlarımdan dördüncüsü. Cariyelerin en üstününün oÄŸludur. Allah, onun vesilesiyle yeryüzünü her türlü haksızlıktan temizleyecek ve her türlü zulümden pâk kılacaktır. Halkın, veladetinde tereddüt edeceÄŸi odur. Zuhurundan önce gaybete çekilecek olan odur. O, zuhur ettiÄŸinde yeryüzü Rabbinin nuruyla aydınlanacak ve halkın içinde adalet ölçüsünü kuracak. Böylece hiç kimse baÅŸkasına zulmetmeyecek. Yeryüzü ona itaat edecek ve onun gölgesi olmayacaktır. Gökten bir münadi onun adına nida edecek ve yeryüzündeki bütün halk ona doÄŸru yapılan ÅŸu çaÄŸrıyı iÅŸitecek: “Bilin ki, Allah’ın hücceti Beytullah’ın yanında zuhur etti, ona tabi olun. Åžüphesiz hak onunladır ve ondadır.” Ve bu konuda Allah’ın ayeti ÅŸöyle geçer: “EÄŸer istersek onlara gökten bir ayet nazil ederiz de hepsinin boynu onun karşısında eÄŸilir.”

“Yakın bir mekandan bir münadi, o gün nida eder ve onlar da o hak sesi duyarlar. Ä°ÅŸte o zuhur günüdür.” Yani oÄŸlum Kaim Mehdi’nin zuhuru.”



I- Ä°mam Muhammed Taki (a.s)’dan Hadisler

1- Kemal-ud Din, c. 2, s. 378:

Sakr b. Ebu Delf’den:

Ebu Cafer Muhammed b. Ali Rıza aleyhi’s-selâm ÅŸöyle buyurdu: “DoÄŸrusu benden sonraki Ä°mam, oÄŸlum Ali’dir. Onun emri benim emrim, sözü benim sözüm, ona itaat bana itaat demektir. Ondan sonraki Ä°mam, onun oÄŸlu Hasan’dır. Onun emri babasının emri, babasının sözüdür, ona itaat babasına itaattir.” Sonra sükut etti. Ona ÅŸöyle arz ettim: “Ey Allah Resulünun oÄŸlu! Hasan’dan sonraki Ä°mam kimdir?” Åžiddetle aÄŸladıktan sonra: “Hak üzere Kaim olan ve beklenen Ä°mam’dır.” diye buyurdu.

2- Kemal-ud Din, c. 2, s. 337:

Abdulazim b. Abdullah’tan:

Ä°mam Muhammed b. Ali aleyhi’s-selâm’ın yanına giderek Mehdi’nin Kaim mi, baÅŸkası mı olduÄŸunu sormak istedim.

Ama o söze baÅŸlayarak bana ÅŸöyle buyurdu: “Ey Ebu’l Kasım! DoÄŸrusu bizden olan Kaim, Mehdi’dir. Onu, gaybetinde beklemek ve zuhurunda itaat etmek vaciptir. O, benim evlatlarımdan üçüncüsüdür. Muhammed salla’llâhu aleyhi ve alih’i peygamber olarak gönderen ve Ä°mameti bizlere mahsus kılan Allah’a andolsun ki, eÄŸer dünyanın sonuna sadece bir gün kalsa dahi, Allah o günü o kadar uzatacak ki o, o günde zuhur edecek, yeryüzü zulüm ve haksızlıkla dolduÄŸu gibi, onu adalet ve eÅŸitlikle dolduracaktır.”



J- Ä°mam Ali Naki (a.s)’dan Hadisler

1- Kemal-ud Din, c. 2, s. 383:

Sakr b. Ebu Delf’den:

Ä°mam Ali b. Muhammed b. Ali Rıza aleyhi’s-selâm ÅŸöyle buyurdu: “DoÄŸrusu benden sonraki Ä°mam, oÄŸlum Hasan’dır, ondan sonraki ise onun oÄŸlu Kaim’dir. O, yeryüzünü zulüm ve haksızlıkla dolduktan sonra adalet ve eÅŸitlikle dolduracak olandır.”

2- Usul-u Kafi, c. 1, s. 268:

Davud b. Kasım-ı Caferi’den:

Ä°mam Ebu’l Hasan-ı Askeri aleyhi’s-selâm ÅŸöyle buyurdu: “Benden sonraki halef, oÄŸlum Hasan’dır, haleften sonraki halef geldiÄŸinde ne yapacaksınız?” Dedim ki: “Allah beni sana feda kılsın, niçin?” Buyurdu ki: “Çünkü siz onun ÅŸahsını görmeyecek ve onu ismi ile anamayacaksınız!” Dedim ki: “Peki onu nasıl zikredelim?” Buyurdu ki: “Åžöyle söyleyin: Âl-i Muhammed’in Hücceti. Allah’ın salat ve selamı ona olsun.”



K- Ä°mam Hasan Askeri (a.s)’dan Hadisler

1- Kemal-ud Din, c. 2, s. 440:

Muhammed b. Osman el Amri’den:

Ä°mam Hasan Askeri aleyhi’s-selâm ÅŸöyle buyurdu: “Bu emrin sahibi her yıl hac mevsiminde hazır olacak, halkı görecek ve onları tanıyacak. Halk da onu görecek ama tanımayacaklar.”

2- Kemal-ud Din, s. 526 ve Bihar-ul Envar, c. 51, s. 224:

Hasan b. Salih-i Bezzaz’dan:

Hasan b. Ali Askeri aleyhi’s-selâm ÅŸöyle buyurdu: “DoÄŸrusu benim oÄŸlum, benden sonraki Kaim’dir. Uzun ömürlülükte ve gaybette peygamberlerin sünneti onda vuku bulacaktır. Bu süre çok uzadı diye bazı kalpler taÅŸ gibi sertleÅŸecektir. Allah kalbine iman yazdığı ve rahmetiyle desteklediÄŸi kimseler dışında ona inanan kalmayacaktır.”

3- Kemal-ud Din c. 2 s.384.

Ahmed b. Ä°shak b. Sa’d el-Es’ari’den:

Ä°mam Hasan Askeri aleyhi’s-selâm’ın yanına giderek, kendisinden sonraki Ä°mamın kim olduÄŸunu sormak istedim: Ama o benden önce söze baÅŸlayarak bana ÅŸöyle buyurdu: “Ey Ahmed b. Ä°shak! Åžüphesiz yüce Allah, Adem aleyhi’s-selâm’ı yarattığından beri yeryüzünü hüccetsiz bırakmadı ve kıyamete kadar da bırakmayacaktır. Onun vesilesiyle belaları yeryüzü ehlinden defeder, yaÄŸmur yaÄŸdırır ve topraktan bereketleri çıkarır.”

Ona ÅŸöyle arzettim: “Ey Allah Resulünün oÄŸlu! Senden sonraki Ä°mam ve halife kimdir?”

Hemen ayaÄŸa kalktı ve odaya girdi. Az sonra omzunda yüzü dolunay gibi parlayan üç yaşındaki bir çocukla çıktı ve buyurdu ki: “Ey Ahmed b. Ä°shak! EÄŸer Allah’ın ve hüccetlerinin yanında deÄŸerli olmasaydın bu oÄŸlumu sana göstermezdim. Bunun adı ve künyesi Resu-lullah’ın adı ve künyesi ile aynıdır. Yeryüzü zulüm ve haksızlıkla dolduktan sonra, onu adalet ve eÅŸitlikle dolduracaktır. Ey Ahmed b. Ä°shak! Bu ümmetin içinde bu, tıpkı Hızır ve Zülkarneyn gibidir. Vallahi bu öyle bir gaybete çekilecek ki, Allah’ın onun Ä°mametine baÄŸlı kıldığı ve onun zuhurunun acil olması için dua etmeye muvaffak kıldığı kimseler dışında, kimse helak olmaktan kurtulamayacaktır.”

Dedim ki: “Ey Mevlam! Kalbimin mutmain olacağı bir alameti var mı?”

O çocuk fasih Arapça ile ÅŸöyle buyurdu: “Ben Allah’ın yeryüzündeki Son Hüccetiyim; düÅŸmanlarından intikam alacak olan da benim. Beni gördükten sonra artık alamet ve delil isteme.” Ahmed b. Ä°shak der ki: Sevinç ve ferahla dışarı çıktım. Ertesi gün onun yanına dönerek ÅŸöyle arzettim: “Ey Resulullah’ın oÄŸlu! Bana minnet ettiÄŸin için çok mesrur oldum. Hızır ve Zülkarneyn’in onda vuku bulacak olan sünneti nedir?” “Gaybetinin uzunluÄŸudur” dedi. Arz ettim ki: “Ey Resulullah’ın oÄŸlu! Onun gaybeti çok mu sürecek?” Buyurdu ki: “Rabbime andolsun ki evet. Öyle ki, buna inananların çoÄŸu bu inançtan vazgeçecek. Allah’ın bizim velayetimiz üzerine kendilerinden ahit aldığı ve kalbine iman yazdığı ve rahmetiyle desteklediÄŸi kimseler dışındakiler buna baÄŸlı kalmayacaklardır. Ey Ebu Ä°shak! Bu, Allah’tan gelen bir emirdir ve Allah’ın gizli sırlarından bir sırdır. Sana dediklerimi al, gizle ve ÅŸükredenlerden ol. Böylece yarın en yüce makamda bizimle birlikte olursun.”

4- Kemal-ud Din, c. 2, s. 41:

Ebu Ganim-i Hadim’den:

Ä°mam Hasan Askeri aleyhi’s-selâm’ın bir oÄŸlu oldu ve adını Muhammed koydu. Üçüncü gün onu ashabına gösterdi ve buyurdu ki: “Benden sonraki sahibiniz ve benim halifem budur. Ne zaman zuhur edecek diye özlemle beklediÄŸiniz Kaim budur. Yeryüzü zulüm ve haksızlıkla dolunca, zuhur edecek ve onu adalet ve eÅŸitlikle dolduracak.”

5- Kemal-ud Din, c. 2, s. 409:

Musa b. Cafer b. Veheb-i BaÄŸdadi’den:

Ä°mam Ebu Muhammed Hasan Askeri aleyhi’s-selâm ÅŸöyle buyurdu:

“Benim halefim hakkında, benden sonra ihtilaf ettiÄŸinizi görür gibiyim. Resulullah salla’llâhu aleyhi ve alih’ten sonraki Ä°mamları kabul edip de oÄŸlumu inkâr edenler, tıpkı bütün peygamberleri kabullenip, Resulul-lah’ı inkâr eden gibidir. Resulullah’ı inkâr eden ise, bütün peygamberleri inkâr etmiÅŸ sayılır. Çünkü sonuncumuza itaat, birincimize itaat gibidir, sonuncumuzu inkâr etmek de birincimizi inkâr etmek gibidir. Biliniz ki, oÄŸlum öyle bir gaybete çekilecek ki, Allah’ın koruduÄŸu kimseler dışındaki bütün halk, onun hakkında tereddüt edecektir.”

Kifayet-ül Eser, s. 291’de aynı hadisi Ahmed b. Muhammed b. Yahya el-Attar’dan aynen nakleder.

6- Kemal-ud Din, c. 2, s. 435:

Muvaiye b. Hekim, Muhammed b. Eyyüb b. Nuh ve Muhammed b. Osman-ı Amri’den:

“Biz Ä°mam Hasan Askeri aleyhi’s-selâm’ın evinde kırk kiÅŸi toplanmıştık ve o, oÄŸlunu bize göstererek buyurdu ki: “Bu benden sonraki Ä°mamınızdır ve sizlere halifemdir, ona itaat edin ve benden sonra dininizde ayrılığa düÅŸmeyin, yoksa helak olursunuz. Biliniz ki, siz bu günden sonra onu göremeyeceksiniz.” O üçü ÅŸöyle dediler: “Onun yanından ayrıldık, aradan birkaç gün geçmeden Ä°mam Hasan-ı Askeri aleyhi’s-selâm dünyadan göçtü.”

7- el-Envar-ul Behiyye, s. 161:

Ä°mam Hasan Askeri aleyhi’s-selâm kadri yüce Åžeyh Ali b. Hüseyin b. Babeveyh-i Kummi’ye ÅŸöyle yazdı:

“Bismillahirrahmanirrahim

Hamd alemlerin Rabbi olan Allah’a mahsustur. Akıbet, muttakilerindir. Cennet tevhid ehlinin, cehennem ise mülhitlerindir. DüÅŸmanlık sadece zalimler aleyhinedir. Yaratıcıların en güzeli olan Allah’tan baÅŸka ilah yoktur. Salat, yaratılmışların en üstünü olan Muhammed’e ve onun pâk itretine olsun.

Ey güvendiÄŸim ÅŸeyh Ebu’l Hasan Ali b. Hüseyin-i Kummi! Allah seni kendi rızasını kazanmaya muvaffak kılsın ve kendi rahmeti ile sana salih evlatlar versin. Sana takvayı, namazı ikame etmeyi ve zekât vermeyi tavsiye ederim.... Hep sabırlı ol ve kurtuluÅŸu bekle. Peygamber’in müjdelediÄŸi oÄŸlum zuhur edene kadar, Åžiilerimiz sürekli hüzün içinde olacaklar. O, Yeryüzü zulüm ve haksızlıkla dolduÄŸu gibi, onu adalet ve eÅŸitlikle dolduracaktır. Sabret Åžeyh ve Åžiilerime sabretmelerini emret. Allah yeryüzüne istediÄŸini varis kılacaktır. Akıbet, takvalılarındır. Sana ve bütün Åžiilerime Allah’ın selamı ve rahmeti olsun. Allah bize yeter, o ne iyi vekil, ne iyi Mevla ve ne iyi yardımcıdır.”

Ehl-i Sünnet Kitaplarında Mehdi (a.s)’ın Veladet Tarihi

1- Ä°bn-i SabbaÄŸ-ı Mısri “el-Fusul-ul Mühimme”, s. 274’de (Necef bas.) ÅŸöyle der:

Ebu’l Kasım Muhammed Hüccet b. Hasan-ı Halis Hicri 255 yılı Åžaban ayının yarısının gecesi Samerra ÅŸehrinde dünyaya geldi.

Baba ve ana tarafından nispeti:

O, Ebu’l Kasım Muhammed el-Hüccet b. Hasan el-Halis b. Ali el-Hadi b. Muhammed el-Cevad b. Ali er-Rıza b. Musa el-Kazım b. Cafer es-Sadık b. Muhammed el-Bâkır b. Ali Zeyn-ul Abidin b. Hüseyin b. Ali b. Ebu Talib’dir. Allah’ın selamı hepsinin üzerine olsun.

Annesi ise hayırlı bir cariye olan Nercis (Nergis)’tir.

Künyesi, Ebu’l Kasım’dır.

Lakabı ise; Hüccet, Mehdi, Halef-i Salih, Kaim, Muntazar ve Sahib-uz Zaman’dır. En meÅŸhuru ise Mehdi’dir.

Sıfatları: Genç, uzun boylu, güzel yüzlü ve güzel saçlı, saçları omuzlarına dökülür, hafif uzun burunlu, parlak ve açık alınlıdır. Naiplerinden biri, onun güvenilir muasırlarından olan Muhammed b. Osman’dır. Muhasara altında bulunduÄŸu evde gayba çekildiÄŸi söylenir. Ve bu olay Hicri 276 yılında vuku bulmuÅŸtur. Güvenilir Ä°mamlardan on ikinci Ä°mam’ın hakkında rivayet edilen nasslardan küçük bir bölümü budur. Bu konuda bize ulaÅŸan rivayetlerin sayısı oldukça fazladır. Hadis alimleri kendi kitaplarında bu konuyla ilgili bütün hadisleri toplayıp nakletmiÅŸlerdir.

2- Karmani adıyla meÅŸhur Ebu Abbas Ahmed b. Yusuf, “Ahbar-ud Düvel ve Asar-ul Uvel” s. 117 ve 118’de ÅŸöyle der:

On birinci bölüm, Halef-i Salih Ä°mam Ebu’l Kasım Muhammed b. Hasan Askeri hakkındadır. Babası vefat ettiÄŸinde o beÅŸ yaşındaydı. Allah ona Yahya aleyhi’s-selâm’ın çocukluÄŸundaki gibi hikmet verdi. Uzun boylu, güzel yüzlü ve güzel saçlı idi. Burnu hafif uzun, alnı açık ve parlak idi...

Sonra ÅŸöyle der:

Alimlerin ittifak ettiÄŸine göre ahir zamanda kıyam edecek olan Mehdi odur. Hadisler, onun zuhur edeceÄŸini teyit eder.

b- Abdulvahhab Åža’rani “el-Yavakit ve’l Cevahir” c. 2, s. 143’de (Mısır bas.) ÅŸöyle der:

Mehdi’nin zuhuru beklenmektedir. O, Ä°mam Hasan Askeri’nin oÄŸludur. 255 yılının Åžaban ayının yarısında dünyaya gelmiÅŸtir. O, Ä°sa b. Meryem ile buluÅŸacağı zamana dek bakidir. O, bugün yani Hicri 958 yılında 706 yaşındadır. Kevm-ur RiÅŸ’de medfun olan Åžeyh Hasan-ı Iraki bana böyle haber vermiÅŸ ve Åžeyhimiz Seyyidî de onu onaylamıştır.

3- Åžeyh Abdullah b. Muhammed b. Amir Åžebravi-i Åžafii Mısri “el-Ä°tahaf bi Hubb-il EÅŸraf” s. 68’de (Mısır bas.) ÅŸöyle der:

Ä°mam Muhammed Hüccet b. Ä°mam Hasan-i Halis Samerra ÅŸehrinde babasının vefatından beÅŸ yıl önce Hicri 255 yılının Åžaban ayının yarısında dünyaya geldi: O, dünyaya geldiÄŸinde babası halifelerden korktuÄŸu ve zamanın ÅŸartları zor olduÄŸu için onu gizledi. Çünkü o dönemde halifeleri HaÅŸimileri yakalayarak hapse atıyor veya öldürüyorlardı.

Ä°mam Muhammed Hüccet; Mehdi, Kaim, Muntazar, Halef-i Salih ve Sahib-uz Zaman lakapları ile tanınır. En meÅŸhuru ise Mehdi’dir.

Gaybet Asrında Ä°mam’ın Faydaları

Ä°mamın varlığının yeryüzündekiler için bereket olduÄŸu akli ve nakli delillerle ispatlanmıştır. Yeryüzündeki canlılar, onun hayrı ve bereketi ile ilahi nimetlerle rızıklanırlar. Tıpkı güzel çiçekleri, tatlı meyveleri olan bir bitkinin sulanmasıyla, etraftaki diÄŸer bitkilerin de sulanması gibi. Ä°mam’ın varlığıyla insanın yaratılmasındaki en yüce hedef, meydana gelmiÅŸtir. Hiçbir ÅŸüphenin karışmadığı halis bir ibadet, hiçbir cehaletin bulaÅŸmadığı marifet ve hiçbir günah ve isyanın karışmadığı itaat sahibinin lütfu sayesinde canlılar yaÅŸar ve onun bereketi ile rızıklanırlar.

Zahiri ve Batıni Velayet

Åžüphesiz, Ä°mam’ın iki velayeti vardır: Zahiri ve batıni velayet. Halk gaybet zamanında her iki velayetten de yararlanırlar.

Ä°mam’ın batini velayetle olan tasarrufları; batini yollarla vuku bulmaktadır. Bu tasarrufların, halkın gözleri önünde tahakkuk etmesi gerekmez. Bu tasarruflardan biri yetenekleri filizlendirmektir. Bunun birçok örneÄŸi vardır.

Allame Tabatabai el-Mizan adlı tefsirinde “Ve onları emrimizle hidayet eden Ä°mamlar kıldık” ayeti ve benzeri diÄŸer ayetlerden ÅŸu neticeyi almıştır Ä°mam aleyhi’s-selâm’ın halkın kalplerinde iÅŸrafı ve batıni velayeti vardır. Ä°mam, hidayet kaynağıdır ve istediÄŸi her kalbe hidayeti bağışlar.”

“Kemal-ud Din”, c. 1, s. 253’de ÅŸöyle rivayet olunur.

Cabir-i Ensar’den:

Peygamber salla’llâhu aleyhi ve alih’e, “Åžiiler gaybet zamanında Kaim’den faydalanabilecekler mi?” diye sordular. Buyurdu ki: “Evet, beni nübüvvetle görevlendirene andolsun ki, onlar onun gaybetinde, onun velayetinin nuru ile aydınlanacak ve ondan yararlanacaklar. Tıpkı halkın bulutlar arkasında kalan güneÅŸten faydalandığı gibi.”

Zahiri velayetin gereÄŸi olan iÅŸlerden biri ÅŸeriat ve Ä°slam’ın temel prensiplerini korumak ve tarih boyunca onun asaletini hıfzetmektir. Böylece yeni bir ÅŸeriatın nazil olmasına gerek kalmaz. Aynı ÅŸekilde ilahi hikmete uygun olarak sair iÅŸlere de nezaret eder. Ancak Ä°mamın zahiri velayet çerçevesindeki tasarrufları, ya ÅŸahsı tanınmayacak ÅŸekilde veya zahiri sebepleri bilinmeyen gaybi yardımlar vesilesiyle vuku bulmaktadır.

Onun gaybette oluÅŸu, hiç kimseyi görmediÄŸi veya hiç kimsenin onu görmediÄŸi anlamına gelmez. O, görülse de tanınmaz. Ä°mam’ın mübarek vücudunun faydaları ve bereketlerinin yanı sıra, onun varlığına, açık gizli bütün sırlarımızı bildiÄŸine, her an zuhur edip zalimlerin kökünü kazıyacağına inanmak da, insanın eÄŸitim ve terbiyesinde müspet rol oynar, onun kalbinde ciddiyet ve ümidin meydana gelmesine neden olur.

Evet, insanlar, gaybet zamanında da kendi başına buyruk olmadıklarını, ilim ve hikmet, güç ve kudret sahibi ilahi bir Ä°mamlarının olduÄŸunu bilmelidirler.

Ömrünün Uzun Olmasındaki Tereddüt ve Åžüpheler Üzerine

Bu ÅŸüpheye detaylı bir cevap vermeye gerek yoktur. Çünkü Mehdi aleyhi’s-selâm hakkında Peygamberimiz ve pak Ä°mamlarımızdan elimize ulaÅŸan hadislere müracaat eden herkes, Gaib Ä°mam’ı harikuladeliklerle tanır. Harikuladelikler de muhal deÄŸildir; bilim yoluyla da muhal olduÄŸu ispatlanamaz. Çünkü bilim, kesinlikle alemde etkin olan illet ve nedenlerin sadece bizim müÅŸahede ettiÄŸimiz ÅŸeylerle sınırlı olduÄŸunu, bunların dışında görmediÄŸimiz ve tanımadığımız illet ve nedenlerin olmadığını söyleyemez. Dolayısıyla, bazı fertlerin, uzun ömürlü olmanın sır ve nedenlerini bilip de binlerce yıl yaÅŸaması pekâla mümkündür. Bu nedenle bilim, insanın ömrünü bugünkünden daha fazla uzatacak vesileleri keÅŸfetmekten ümidini kesmemiÅŸtir.



Kıyamının Gecikmesinin Sebebi

Yanabi-ul Mevedde’den naklen el-Mahacce, s. 428.

Fetih suresindeki “EÄŸer kâfirlerle mü’minler birbirinden ayrılmış olsalar onlardan kâfir olanları acı bir azapla azaplandırırız.” Ayet ile ilgili olarak Ä°mam Cafer-i Sadık aleyhi’s-selâm buyurur ki: “DoÄŸrusu kâfirlerin ve münafıkların sulbünde Allah’ın mü’min emanetleri vardır. Allah’ın, o emanetleri onlardan ayrılmadıkça Kaim’imiz zuhur etmeyecektir. O, emanetler ayrılınca zuhur edecek, kâfirleri ve münafıkları öldürecektir.”



[1] - Secde/18.

[2] - Secde/18.

[3] - Enbiyâ/73.

[4] - Ä°sra/44

[5] - Ahzab/72.

[6] - Buhari’de Mehdi aleyhisselam’dan “Hz. Ä°sa aleyhi’s-selâm yere indiÄŸinde ümmetin imamı” diye söz edilmiÅŸtir. Bu hadisten maksadın Hz. Mehdi aleyhi’s-selâm olduÄŸunda kimse ÅŸüphe etmemiÅŸtir.

[7] - Enbiya/105.

[8] - Nur/55.

[9] - ÖrneÄŸin: Ebu Nuaym’in “el-Erbaune Hadisen fi Zikr-il Mehdi” 15. Hadis; Feraid-us Simtayn, el-Havi li-l Fetava, c. 2, s. 63 ve “Rumuz-ul Ahadis” s. 508.

[10] - ÖnreÄŸin: Ebu Nuaym el-Erbaune Hadisen 36. Hadis, “el-Beyan fi Ahbar-ı Ahir-iz Zaman” s. 97; Kurtubi “Tezkire”, s. 619; “el-Fusul-ûl Mûhimme”, s. 280; “Muhtasaru Tezkiret-il Kurtubi”, s. 128; Ebu’l Ala-i Attar, “el-Erbaiun”, s. 301; Cami-us SaÄŸir, c. 2, s. 377; “el-Havi li-l Fetava” s. 64; “Ä°saf-ur RaÄŸibin” s. 150, “el-Feth-ul Kebir”, c. 3, s. 48; “Feraid-us Simtayn”; “Sevaik”, s. 99; “Sünen-ûl Hûda”, s. 573; “Nur-ul Ebsar” s. 231

Yorumlar

Yorum bırak

* Yıldız ile işaretlenmiş alanların kesinlikle değere sahip olmalıdır.