Zuhur ve Adalet

Zuhur ve Adalet

 

Zuhur ve Adalet

       Tarih boyunca birçok insanın adaleti egemen kılmak, insanların yardımına koÅŸma sloganlarıyla bu hedefi canlandıranları gördük veya iÅŸittik. Fakat, o hayır düÅŸünceli ve iyilik severlerin adaleti uygulama yolunda ki çalışmaları, çoÄŸu yerde faydasız veya çok az faydası olmuÅŸ ve gerçek anlamda adalet öylece rüyalarda kalmıştır. Tarih boyunca insan vücudunun bütün parçalarının kendisiyle yoÄŸrulduÄŸu ve onun gerçekleÅŸmesini beklemekten, bakışlarının yorgun düÅŸtüÄŸü bu tatlı rüyanın yorumlanması, ne kadar da acı ve zor geliyor insana! Defalarca, çeÅŸitli olayların alarm çanıyla kalp atışları yükselmiÅŸ, ama bu tatlı uykudan gözlerini açıp uyandığında, karşısında müstekbirlerin, zalimlerin cefa ve zulmünden baÅŸka birÅŸey görmemiÅŸtir.

     EÄŸer Peygamberler, Ä°mamlar ve onların izleyicilerinin ortaya koyduÄŸu örnek ve modeller olmasaydı, insanoÄŸulu için ümit ve bekleyiÅŸin de bir anlamı kalmaz, artık büsbütün ümitsizliÄŸe kapılarak zulüm çarkının iÅŸleyiÅŸini ve kendisinin bu çarklar içerisinde inleyiÅŸini tarihin zorunlu bir akışı bilerek ona teslim olurdu. Ama o ilahi insanların kıyamları, her dönemde ümitsizliÄŸe kapılan insana yeni ümit kapıları açmış ve her ÅŸeyden önemlisi ona bu alemin hak üzere yaratıldığını ve nihai zaferin ergeç her yönüyle hak ve adaletin olacağını öÄŸretmiÅŸtir.

    Böylece biliyoruz ki, tarih sayfaları fazlalaÅŸtıkça bekleyiÅŸ sayfalarımızın sayısı azalmaktadır insanlığın kaybettiÄŸi ve  asırlardır aradığı adaleti gerçekleÅŸtirerek olan o kutlu zat; özü, sözü ve yolu adalet olan Hz. Mehdi aleyhi’s-selâm’dan baÅŸkası deÄŸildir.

    Zamanın imamı Hz. Mehdi aleyhi’s-selâm’ın kıyam ve hükümetinin özellikleri konusunda hiçbir ÅŸey “adalet” kadar açık ve net deÄŸildir. Hadislerde onun adaleti yayma özelliÄŸi önemle vurgulanmış, diÄŸer özellikleri için ise böyle bir vurgu söz konusu olmamıştır. Bu da, Hz. Mehdi aleyhi’s-selâm’ın zuhur dönemindeki hedeflenen ideal toplumun seçkinliÄŸini göstermektedir.

   ÇeÅŸitli hadis kitaplarında, özellikle Åžeyh Saduk’un eseri Kemal-ud Din’de onun adaleti yaymasıyla ilgili yüzlerce hadis kaydedilmiÅŸtir. Bu hadislerin birçoÄŸunda, Hz. Mehdi adaletin kamil tecelli ve mazharı olarak tanıtılmıştır. Ona verilen “Adaletin Özü” sıfatı gerçekte onun misyonunu ortaya koymaktadır.

Mikyal-ul Mekarim kitabının yazarı, deÄŸerli eserinde bu konuda ÅŸöyle der:

Adalet”, Ä°mam Mehdi aleyhi’s-selâm’ın en bariz sıfatıdır. Bu sebeple o Ramazan ayının gecelerinin duasında “Adaletin Özü” diye tanıtılmıştır. Mesela:

“Ey Allah! Kıyam edici olan ... ve herkesin beklediÄŸi Adaletin Özü olan Veliyy-i emrine selam et.”[1]

DiÄŸer yerlerde aynı sıfatın ÅŸu tabirle tekrarlandığını görüyoruz:

“Adaletin evveli ve ahiri.”[2]

“Beklenilen Kaime ve adaleti açık olan Ä°mam’a selam olsun.”[3]

Ä°deal Ä°slam toplumunun yani Hz. Mehdi’nin zuhuruyla dünya genelinde kurulacak olan toplumun ilk özelliÄŸi adalet olacaktır. Bu Ä°mam’ın adaleti en uzak noktalara ve en ücra köÅŸelere kadar yayılacak, adalet, soÄŸuk ve sıcak hava akımı gibi evlere kadar girecektir....[4]

    Hadislerde, Hz. Mehdi aleyhi’s-selâm’ın adaleti öylesine kapsamlı ve kuÅŸatıcı olarak tanıtılmıştır ki, ister istemez evrenin, toplumsal hayatın bu nokta ve hedefe ulaÅŸmak için yaratıldığı ve baki kaldığı düÅŸüncesi insanda uyanıyor. BaÅŸka bir ifadeyle; Allah Teala, tarihin son yapraklarını adalet satırlarıyla süsleyerek bitirmek üzere programlamıştır. Son Peygamber Hz. Muhammed Mustafa sallâ’llâhu aleyhi ve alih ve ondan önceki peygamberler aleyhum'us-selâm insanları bu ilahi müjdeyle müjdelemiÅŸ ve onlara bunun kesin bir ilahi vaat olduÄŸunu bildirilmiÅŸlerdir. Bu ilahi vaadi vurgulamak için Resulullah sallâ’llâhu aleyhi ve alih ÅŸöyle buyurmuÅŸtur. “Dünyanın ömründen yalnız bir gün kalsa bile; Allah o günü o kadar uzatır ki, benim Ehl-i Beyt’imden olan biri gelir ve yeryüzünü adaletle doldurur.”[5]

   Bu adalet sayesinde, hiçbir insan köle ve bağımlı olarak kalmaz.[6] Ä°nsanların yaÄŸmalanan hakları onlara geri verilir[7] ve insanın insanı sömürmesi tamamen ortadan kalkar.[8]

   Zulüm ve haksızlık yapanlardan bu yaptıkları sorulur, zalim ve iÅŸinin ehli olmayan kadılar ve hakimler kendi makamlarından alınır, yeryüzü her türlü ihanet ve kötülükten temizlenir.[9]

   Müstekbirler ve zorbalar cezalandırılır, mahrum ve mustazaflar haklarına kavuÅŸurlar.[10] Artık, hiçbir mazlumun iniltisi boÄŸazında düÄŸümlenmez, hiçbir insan karnı aç olarak uyuma, hiçbir insan, emniyetsizlik ve korku içerisinde yaÅŸamaz.

    Bunlar ütopya deÄŸil, bizlere verilmiÅŸ olan gerçek bir ilahi vaattir. Bizler ibadetlerin en üstünü olan, onu beklemeye davet edilmiÅŸ bulunmaktayız; çünkü onu beklemekle, mazlumların kalbini saran ümitsizlik ağı çözülür ve bu ümit sayesinde ezilmiÅŸ insanlar dünyanın geleceÄŸi hakkında kötümserliÄŸi bir kenara atarak, var olan duruma teslim olmamaya ve hakkın yolunda azimle yürümeÄŸe sevk olunur. Bu vaade inanan insan bu yolda yapılan her çabanın verimli bir tohum misali mutlaka yeÅŸerip meyvesini vereceÄŸine inanarak yorulmadan mücadele eder ve bu çabalar neticesinde vaat edilen nihai zafer için müsait ortam oluÅŸturur.

--------------------------------------------------

[1] - Mikyal-ul Mekarim fi Fevaid-id Dua-i li-l Kaim; Mirza Muhammed Takiyy-i Musevi-i Ä°sfahani, s. 118.

[2] - Kemal-ud Din ve Temam-un Ni’met, Åžeyh Saduk.

[3] - Mefatih-ul Cenan, Åžeyh Abbas Kummî, Sahib-ul Asr Ziyareti, s. 1055.

[4] - Bihar-ul Envar, Allame Meclisi, c. 52, s. 362.

[5] - Kemal-ud Din, s. 318.

[6] - Bihar-ul Envar, c. 52, s. 224 - 225.

[7] - a.g.e.

[8] - a.g.e, c. 51, s. 57.

[9] - a.g.e.

[10] - Kasas/5.

Yorumlar

Yorum bırak

* Yıldız ile işaretlenmiş alanların kesinlikle değere sahip olmalıdır.